Ana Sayfa


Sonbahar Logosu Ana Sayfaya Gidin Ekibimiz Forum Kuralları Arama
Go Back   Dostun Sayfasi > Edebiyat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 08-06-2011, 10:08   #1
Dost
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Aug 2010
Bulunduğu yer: Alice'in Diyarı
Mesajlar: 138
Tesekkür: 111
90 mesajina 237 kez tesekkür edildi
 Adali isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart Tehlikeli Oyunlar/ Oğuz Atay

Paylas
__________________

Başkalarının başarılarına sevinin Çünkü herkes için bol başarı vardır
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-06-2011, 10:10   #2
Dost
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Aug 2010
Bulunduğu yer: Alice'in Diyarı
Mesajlar: 138
Tesekkür: 111
90 mesajina 237 kez tesekkür edildi
 Adali isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

……Şöför Tahsin ”Adamın kaçışında bir gevşeklik vardı” diye anlatıyordu. Muhsin bey sordu “ne yaptığını anlaya bildiniz mi?” Vallahi ağabey, kaçtığına göre elbette bir şey yapmıştır diye düşündük. Ayrıca, peşinden kovalayanlar da vardı. Bizi şaşırtan Adamın yavaş kaçışı oldu. Kollarını bacaklarını açar, san ki yüzermiş gibi koşuyordu. Sanki bir rüya adamıydı. Peşinden gelenler de onun hızla koşacağını ve onu yakalayamacaklarını düşünerek acele etmiyordu. Ortalık çok kalabalıktı..
Adam bir duvara doğru koşuyordu. Sonunda muhakkak yakalanacaktı. Fakat, yavaş hareketleri kendine güvenerek başını dik tutuşu, olayın çevresinde toplananları bir süre şaşırttı. Her halde bir hesabı vardır diye önce çekindi herkes. Birden delikanlı, kaçanın bacaklarına doğru atıldı; yere yuvarlandılar, o zaman büyü bozuldu işte. Sekiz on kişi birden tuttu adamı. Fakat o başını gene dik tutuyor. Ve herkese söylüyordu. Ne dediğini duyamadık ama kendini haklı çıkarıyordu galiba. Fakat sözlerinin ve hareketlerinin hiç önemi kalmamıştı.
Bu arada kovlayanlar da yetişti. Ve adamı, tutanlardan devraldılar. Tuhaf iş yahu, hiç böyle kaçan adam görmemiştim. Hem de duvara doğru koşsun. Muhsin bey “ Deliydi bel ki de” dedi. Onlar çoğu zaman böyle yavaş hareket ederler.”pek deliye benzemiyordu” ağabey. Bakışlarında kendisini kovalayanları suçladığı belli oluyordu. Muhsin bey ısrar etti. “ Canım akıllı bir adam böyle bir durumda kendini haklı görür mü?” kafasına bir şey saplanmıştı herhalde. Tombalacı Arif de adama karşı çıktı “ peki haklıydı da neden kaçıyordu?” Bakkal Rıza bey “ bel ki haklı olduğunu ispat edebilecek durumda değildi” dedi. Ergun “ yapmayın Rıza bey “ dedi “ insan haklı olduğunu bile bile kaçar mı ?” Sevgi “ kaçabilir” dedi, kendine güvenen bir sesle.. “ Evet “dedi Hikmet de “ Bu kadar haklı olduğu bir halde böyle haksız görünmeğe dayanamamıştır. Kaçmakla bir bakıma bütün dünyayı suçlamaktadır. Belki de böyle bir topluluğun içinde yaşamayacağını anladığı için kaçmaktan başka çaresi bulmamıştır”
“Benim dediğime geliyorsunuz gene” diye atıldı Muhsin bey. “bu deli aklı” Hüsamettin bey “ Meselenin esasını biliyorum ama” dedi “ bana kalırsa bir deli böyle kaçmaz. Ne yaptığını, kimin haklı olduğunu kimin hesabına davrandığını bilmeden adamın bacaklarına atlayan genç, daha saçma bir hareket yapıyordu. Muhsin bey sinirlendi” Haksız bir davranışı protesto etmek için kaçıyordu” diyelim.
Fakat neden peşinden koşanlar vardı? Neden arkasından tutun yakalayın diye bağırıyorlardı? Sermet Bey “ bizim milletimiz herkesi suçlamaya bayılır” dedi. “ öyle bir cemiyette yaşıyoruz ki herkes birbirinden şüphe ediyor. Hüsamettin bey tamamladı “ Hele bir kaçmaya başla bakalım. Hemen peşinde kovalayanları bulursun……….

Syf 439-440
__________________

Başkalarının başarılarına sevinin Çünkü herkes için bol başarı vardır
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-06-2011, 10:11   #3
Dost
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Aug 2010
Bulunduğu yer: Alice'in Diyarı
Mesajlar: 138
Tesekkür: 111
90 mesajina 237 kez tesekkür edildi
 Adali isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

Nihayet insanlık da öldü. haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, 'yahu insanlık öldü mü' diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde, 'insanlık öldü mü' ya da 'insanlık ölür mü' biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır; herkes insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, insanlık artık aramızda yok. insanlıktan uzun süredir ümidini kesenler, ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık aleminin bu büyük kaybı, bir çok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir.; o kadar ki bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlık, dünya savaşlarından birinde, çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan insanlık, önceki gece sabaha karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar, insanlıktan ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir tahsil görmeyen ve kendi kendini yetiştiren insanlık hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan insanlığa doğru dürüst bir mirasta kalmamıştı; bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca insanlık, başkalarının yardımıyla geçinmeye çalışmıştı. İnsanlığın ölümüyle ülkemiz, boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. gazetemiz, insanlığın yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar diler.
Not: Merhumun cenazesi, önce , uzun yıllar yaşamış olduğu hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı ümit apartmanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade bir törenden sonra toprağa verilecektir."

Albay Hüsamettin güldü “hepimizi rezil ettin” dedi. İnsanın bu uydurmacalara inancağı geliyor, biraz düşünmezse. Böyle yaşamak istiyecek insanlık…”
Hikmet elindeki kağıdı uzattı “Kendinizi bu akışa bırakın albayım. Zaten kaç kişi kaldık şurada. Bakın İnsanlık da öldü”
Bence bir perdelik dram şeklinde yazmalıydın insanlığın ölümünü!
Haber şeklinde daha inandırıcı değil mi Albayım? İnsanlık öldü….

Siz bilmezsiniz Albayım. İnsanlık tek başına kollarımda can verdi. Yanında kimseler yoktu…
Syf256-257
__________________

Başkalarının başarılarına sevinin Çünkü herkes için bol başarı vardır
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yandaki üye(ler) bu mesajindan dolayi Adali üyemize tesekkür ettiler
Sisi (14-07-2011)
Cevapla

Etiketler
atay, oğuz, oyunlar or, tehlikeli

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +1 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:33.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2

Modified by HAKANDOST
eXTReMe Tracker

Check PageRank


Valid XHTML 1.0 Transitional