Ana Sayfa


Sonbahar Logosu Ana Sayfaya Gidin Ekibimiz Forum Kuralları Arama
Go Back   Dostun Sayfasi > Illerimiz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 23-04-2007, 14:50   #1
Dost
CEMO_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 123
Tesekkür: 18
16 mesajina 30 kez tesekkür edildi
 CEMO_62 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart Dersim Tarihi


siteadi.com - Dersim Tarihi Kürt coğrafyasının illerinde olan dersimin yazılı tarihi yaklaşık olarak M.Ö 5000 li yıllara kadar uzanmakta.MÖ 5000 yıllarında Dersim yöresinde yaşadığı saptanan „Muşki“ adlı Aryalarla başladığı Asur belgelerinde Dersim halkının Muşki“ adlı „Aryalar“ olduğu belirtilmektedir. Daha sonraki dönemlerde „Kardu“ adını alan bu kavim, hatti(Hitit) Krallığı’nın yıkılmasıyla batıdan gelen diğer Hititlere karıştılar. Bu dönemde Şuhana, İşhura, Alshi halkları Hititlere komşu idiler.

MÖ 4000’lerde Sümerlilerin egemen olduğu Akad Kralı Sargon ve Naramsin’e ait kitabelerden anlaşılmaktadır.MÖ 2370-2330 yıllarında Dersim, Akadlar Devleti’nin bir ili olarak gösterilmektedir.

MÖ 4. ve 3. bin yıllarda Yukarı Fırat boylarında Saubaru yaşadıkları ve Fırat adının bu kavim tarafından verildiği ileri sürülmüştür. Dersim yöresinde Mezopotamya kökenli yazılı belgelere göre MÖ 2200 yıllarında Doğu Anadolu’da yaşayanların Saubaru (Sabarrular) olduğu bilinmektedir. Saubarular hurrilerin bir prensliğidir. Hurri krallıkları ve prensliklerinden bazıları şunlardır(kummuhu, melidi, gurgum, ungi, mard, lullubi, kaman, kaska, nairi, shupria, urkish, muşku, Urartu, namar, Qardu, zamua, ellipi, mana ve guti’dir..

MÖ 2200’de Dersim ve çevresi Mezopotamya-Anadolu arasındaki ticari ilişkilerde geçiş noktası; bu bin yılın ikinci yarısından önce bağımsız Hurri krallığı, arkasından hatti(Hitit) İmparatorluğu’nun yayılma siyasetinde Dersim öncelikli ilk yer tutan bölge olmuştur.




MÖ 2000’de „İşuva“ diye anılan bugünkü Tunceli-Elazığ bölgesinin halkı olan Saubarular, „Hurri“ diye anılmaya başladılar. MÖ 2000 yılında Kuzey Doğu Anadolu, Hurrilerin egemenliğinde bulunuyordu. MÖ 1500 yıllarında Hurriler Orta Doğu’nun en güçlü devleti idi. MÖ 16.-15. ve 14. yüzyıllarda bölge Mitaniler’in egemenliğine girdi. Mitaniler (Mitani halkı Hurrilerden oluşuyordu) Dersim yöresine Asurlardan daha önce bir süre egemenlik kurmuşlardır (MÖ 1252).Asur Kralı Tukulti (MÖ 1242-1206) Hurrilere ait Alzi, Amadunu (Diyarbakır), Purulumzi bölgelerini almıştır.Hurri Devleti de MÖ. 13. yüzyilda hatti(hitit) eğemenliğinin altina girer.

Hitit Kralı Suppililuila Mas ve oğlu Marsılis (MÖ 1347-1320) yazıtlarında komşu Alzi, Suhwa, İshuva ve Alshi halklarıyla savaşlardan söz eder. Bu halklar Ermenilerden önce bölgeye gelmiş bölgenin ilk halklarıdır. MÖ 1335 yılında Dersim yörei ile bütünleşen Azzi-Hayaşa ülkesini Jatti Kralı II.Mürşil bir seferle kendisine bağlar. Dersim olarak adlandırılan İşuva yöresinde „Muşkular“ yaşıyordu.

MÖ IX. yüzyılda Müşkiler, Murat Suyu ile batı Fırat arasında Uşuva’yı da içine alan bölgeye gelip yerleştiler. Bu sırada yöre halkı Hurrilerden oluşuyordu. Asur Krallığı’nın bölgeye ilki bu kez Muşku-Asur mücadelesine sahne olur. IX. yüzyılın sonlarına kadar bölge Asur yağma seferleri maruz kalır. Dersim çevresi IX. yüzyıldan itibaren bu kez Dersim; Asur ve Urartular arasında çekişme konusu olur. Ancak Asurlar bu tarihlerde kendi iç karışıklıkları ile uğraştıklarından bölgenin hakimiyetini kaybetmişlerdir.



MÖ 8. yüzyılda Dersim yöresi Urartuların egemenliği altına girdi. Urartular (MÖ 900-612) Muşkularin saldırılarından galip geldiler.. 8.yüzyılda Dersim Urartu Devleti’nin sınırları içersinde olup, Urartular, Dersim-Elazığ yöresine „Supani“ diyorlardı. Urartu halkı MÖ II. yüzyıllardan kalma Hurrice’ye yakın bir dil konuşuyorlardı. Urartu Devleti, Hurri soylarının küçük prenslikleri ile bir birlik oluşturmaları sonucu kurmuşlardır.

Neo Asur imparatorluğunun ardı arkası kesilmeyen yağma ve talanlarından iyice zayıflayan Urartu medlere katılır.MÖ 715 yılında Med aşiretlerinin önderlerinden Dayarikko Kayaksa tüm Med aşiretlerini (Med, Guti, Kusi, Lolo, Mamai, Kardus, Haldi, Kardu) bir araya getirerek bugünkü doğu aryan (bati İran) Hamedan’da Medler’i bir devlet çatısı altında birleştirdi. Medler MÖ VII. yüzyılda İşuva’yı, 560 yıllarında ise Doğu Dersim yöresini ele geçirdiler. Medler Böylece Dersim bölgesi ile beraber topraklarını Kızılırmak a kadar genişletir..

Medler’in Dersim yöresindeki egemenlikleri süresince dinsel alanda yüzyıllar boyunca silinmeyen izler bıraktıkları anlaşılmaktadır. Dersimde Şiiliğin bir kolu olan Ehl-i Hak Mezhebi büyük ölçüde Zerdüştlükten etkilenmiştir.

MÖ VII. yüzyılda Dersim, Med egemenliği altına girdi. Ancak yerleşik bir düzen oluşturamayan Med Devleti MÖ 550 yılında yıkıldı, yerine Pers Devleti kuruldu. Persler Anadolu’ya sefer yapar, Dersim yöresini himayesine alır. Pers döneminde „Medya Sınır Saptanlığı“ içinde yer alan Dersimin yerli halkı, Haldiler, Kalıbler, Mossanekler ve Akilisenler’den oluşmaktaydı. 13.Satraplık olan Akilisenler, Dersim’in de içinde bulunduğu Ahameni satraplığının sınırları Ağrı Dağı’ndan Fırat ırmağının kıyısına doğru uzanan bölgeyi kapsıyordu.

MÖ 334 yılında Büyük İskender; Biga Çayı,-İsos savaşı daha önce de Gawgamala’da (Kerbela yakınlarında) yapığı savaşta Persler’i ağır yenilgiye uğratan Makedonyalı İskender, tüm Anadolu’yu Makedonya topraklarına kattı. Pers soylularından Ariorates, MÖ 332’de Dersim’i kapsayan topraklarda Makedonya Krallığını kurdu. Pers Krallığı’na MÖ 330 yıllarında Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından son verildi.

Makedonyalıların Anadolu’ya egemenlik yılları isyanla geçer. İsyanların başını Akilisene (Dersim) ve Gordyene halkı çeker. II.Ü.Ariarotes, Makedonyalılar’a karşı başarılı bir direniş örgütleyerek, MÖ 301’de Kapadokya Krallığı’nı yeniden kurdu. Ancak Makedonyalı asker önderler isyan bölgesine gelerek, katliam yaparak isyanı bastırdılar. (MÖ 322) İskender’in ölümünden sonra Perdikkas ayaklanma bölgesi olan Akilisene gelir. Dersim’deki ayaklanmayı bastırır. Dersim böylece Makedonya egemenliğine girer. Dersim bölgesi MÖ 230 yılında Kapadokya dahil edildi.

MÖ 180’lerde Kapadokya Krallığı, Anadolu’yu işgal politikası gütmekte olan Roma İmparatorluğu’nun uydusu durumuna geldi. Bu dönemde roma orduları iki kez buralardan geçmek istemişse de bir çok zorlukla karşılaşmıştır. Yunan tarihçi buradaki halk için “Kürtlerin dağ insanlarına özgü çeviklileriyle, yabancı ordulara ve imparatorluğa beklenenden daha çok sorun yarattıklarını ve bir çok imparatorlukların buralardan geçmesi için oradaki halkla anlaşması gerektiği dile getirmiştir.

Bu dönemden sonra bölge part, samaniler, Arap, Bizans işgallerine maruz kalan dersim gerek bölge şartlarından ve gerekse orda bulunan yerli halktan dolayı işgalcileri uzun süreli barındırmadı.. IX. yüzyılda Bizans İmparatorluğu, Mezopotamya içinde yer alan Dersim, bu dönemde Şeyh Hasan Beyliği’nin egemenliği altındaydı..10. yüzyıldan itibaren bu sefer bölge Türkmen işgalcilerine sahne olmuştur. Bu dönemde etkin olan Bizans ordularına karşı Mervani Kürt devleti ile Türkmenlerin ittifakı sonucunda Bizans ordusu bozguna uğratıldı.

12. yüzyılda bölgedeki Türkmen boyları olan ve Selçuklu olarak bilinen bu boylar arasında çıkan anlaşmazlıklardan dolayı belli bir bölümü mervani kurt sınırları içinde kaldı. 13. yüzyılda bölgeye Moğol istilasına uğrar. Daha sonra Kürt Eyyubi devleti sınırları içinde yer alan dersim Timur istilasına uğrar.

Timur ordusu tarafından yağmalanan dersim, ancak 1514’te Osmanlı topraklarına katildi. Dersim yöresi 19.yüzyıl sonlarında Mamuretül’l-Aziz Vilayeti’ne bağlı bir sancak olarak yönetiliyordu. Kuzeydoğudaki kuzican(bugün Pülümür) yöresi ise Erzurum vilayetinin Erzincan sancağına bağlıydı.




Dersim yöresinin eskiden beri birçok ayaklanmaya sahne olduğu bilinir. Bu ayaklanmaların başlıca nedenleri, dersim yöresinde uzun süredir özerk konumunda yasayan Kürt aşiretlerinin üzerinde baskı ve vergi toplama girişimde bulunan Osmanlı devletinden kaynaklanıyordu. Dersimde Kürt aşiretlerinin 1877, 1885, 1892, 1907, 1911, 1914 ve 1916’da düzenlediği ayaklamaların Osmanlı ordusu tarafından büyük kıyımlarla sonlandırılmıştır. Kurtuluş savası sırasında çıkan Koçgiri ayaklanması ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında düzenlenen Şeyh Said ayaklanması Dersim yöresini önemli ölçüde etkilemiştir. 1930’larda Dersim’de bir çok ayaklanma patlak verdi.1935’te çıkarılan ve “dersim kanunu” olarak bilinen yörenin bir askeri vali tarafından yönetilmesi kararlaştırıldı. Bu dönemde dersim tam olarak Türklerin idaresine geçmemişti.. En son olarak dersim harekatı olarak bilinen ve bir çok insanin ölümüne neden olan, bir çok insanin sürgün edildiği bir harekat başlatılmıştı. Türk ordusunun belirli zamanlarda yaptığı bu saldırılarda çetin hava koşullarından dolayı geri çekilmek zorunda kalıyordu.. Karın erimesiyle birlikte 1937 baharında Dersim’e tekrar hava ve karadan hareket düzenlenir. Ankara, Eskişehir ve Diyarbakır’dan kalkan uçaklar aylarca Dersim’i bombalar.

Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçe’nin uçağından atılan bombalar Laçinan Vadisinde saklanan Seyit Rıza ailesini hedefler. Bu saldırıda Seyit Rıza çocuklarının da içinde yer aldığı 38 kişi katledilir. Dersim’in çeşitli yerlerinde sivil halkı hedef alan toplu katliamlar yapılır. Yerleşim yerleri yakılır ve kullanılamaz hale getirilir. Dersimliler, Türk ordusuna karşı yiğitçe direnir. Ancak Temmuz ayının başında Alişer ve eşi Zarife, 26 Ağustos’ta da direnişin önderlerinde Hozat cephe Komutanı Şahan Bey, iç ihanete kurban olurlar. Alişer, Zarife ve Şahan Ağa’nın başları kesilerek Hozat’ta General İsmail Hakkı Tekçe’ye teslim edilir.

Önderlerinin yasını tutan Dersim, Eylül ayında Rayber Seyit Rıza’nın yakalanmasıyla tamamen sarsılır. Seyit Rıza, Erzincan Valisi’nin; “İsteklerinizi kabul ediyoruz” çağrısı üzerine iki arkadaşıyla Erzincan’a giderken 5 Eylül 1937 tarihinde Dersim Erzincan sınırında yer alan Muti köprüsünde askerlerce yakalanır.

Tutuklanan Seyit Rıza, Erzincan’dan Elazığ’a gönderilir ve cezaevine konulur.

12 Ekim’de başlayan 71 kişilik Dersim davasında hukuk hiçe sayılarak Cumartesi ve Pazar günü son mahkeme yapılır. İsyana teşvik suçlamasıyla askeri mahkemede yargılanan Dersimli esirlerin içinde bulunan Seyit Rıza’nın yaşı küçültülür, oğlu Resik Usen’in yaşı ise büyütülerek 11 kişiye idam cezası verilir.

İdama mahkum edilenlerin sayısının çok olmasından dolayı, 4 kişinin cezası 30 yıla indirilir. Seyit Rıza, oğlu Resik Hüseyin, Aliye Mirzalı, Ülküye oğlu Hasan, Seyit Hüseyin, Demenan Aşiret Reisi Cebrail Ağa’nın oğlu Hasan ve Fındık Ağa 17 Kasım’ı 18 Kasım’a bağlayan gece Elazığ Buğday Meydan’ında darağacına çekilirler.





Evladi Kervelayme, Be gunayime, Ayvo Zulumo, Cinayeto.




Günlerce teşhir edilen cenazeler yakılarak, külleri bilinmeyen yere götürülür.
Kanlı 1937 yılını, önderlerini kaybederek kapatan Dersim’de direniş Demenan ve Aliboğazı’da devam eder.
1938 ilkbaharında düzenlenen askeri harekatta çatışmalar tekrar başlar.
26 Ağustos’ta Kırmızı Dağ ve Demenan mıntıkasına yapılan saldırıda Laç Deresi düşer.
Böylece Dersim direnişi yenilgiyle sonlanır.

Son yıllarda batı’da ve Türkiye’de, Kurdistan’ın bu antik bölgesini, alevi inancına mensup olan ve Kürtçecin Dimili lehçesiyle konuşan bu kuzeybatı Kürtlerinin kafalarında ayrı bir kimlik yaratarak Kurdistan’dan koparmak ve burada bir “Zazaistan” yaratma doğrultusunda pek çok girişim gündeme gelmiştir. Hiç kuşkusuz ki bununla yapılmak istenen şey, Türkiye’de ki Kürt ulusal hareketini yok etmek olmasa bile, en azından onun gücünü azaltmaktır.

DERSİM İSMİ NERDEN GELMİŞTİR

Dr. Vet. Nuri Dersiminin yorumundan yola çıkarak; başka bir memleketten Dersim’e döndüklerinde, “Kürdistan’a Geldik” dedikleri gibi, birini hariçten Dersime davetlerinde, “Kürdistan’a Geliniz!” ve “Kürdistan’ı Görünüz!” derler.” Tersimlilerin kendilerini Kürdistan’ın kapısı olarak görmelerinin, Dersim kelimesinin Der-sim; Gümüş kapı olarak görülmesinden de kaynaklandığı söylenir.

Bir başka söylenti ise

Tarihçi Ptolemy’nin Dersimi “Daranalis” olarak kaydedilmesi MÖ 519 yılında Pers Kralı Dara’nın (Darius) Kral olmasından itibaren başlamaktadır. Munzur Dağları’nı içine alan geniş bir alanı kapsayan “Daranalis” adının yüzyıllarca kullanıldığı bilinmektedir.Günümüzde Erzincan’a bağlı Tercan ilçesini kapsayan alana “Deryene” (Derksen) adınını verildiği Strabon’un “Coğrafya” adlarının verildiğine başka kaynaklarda da rastlanmaktadır

İLÇELER:

Tunceli ilinin ilçeleri; Çemişkezek, Hozat, Mazgirt, Nazimiye, Ovacık, Pertek ve Pülümür'dür.

TARİHİ VE DOĞAL ÇEVRE

Munzur Suyu Vadisi


Ovacık'ın kuzeyinde Munzur Dağlarının üzerindeki Ziyaret Tepenin eteklerinden doğan ve merkez ilçede Pülümür Çayı ile birleşerek Keban Baraj Gölüne dökülen Munzur Suyu, il sınırları içerisinde çok uzun bir yol kat etmektedir. Çok sayıda dere ile beslenen ve yer yer derin boğazlar içerisinde oldukça hızlı akan Munzur Suyunun Ovacık-Tunceli arasında kalan kısmı, akarsuyu doğuran gözelerden başlayarak, vadi boyunca gerek bitki örtüsü ve yabanıl yaşam, gerekse farklı doğa peyzajı açısından çok zengin veriler sunmaktadır


Munzur Suyu yatağının ve vadinin genişlediği yerlerde doğal bitki örtüsüyle, vadinin dar ve derin olduğu yerlerde dik yamaçlardaki ilginç kaya oluşumları ve yer yer rastlanan kanyonları ve şelalelerle, değişik manzaralar sunmaktadır. Bu kanyonlar arasında özellikle Halbori Gözelerinin yaklaşık 3-4 km. kuzeyinde Munzur Suyuna karışan Laç Deresinin oluşturduğu ve doğuda Pülümür Çayına kadar uzanan kanyon çok etkileyicidir .Ovacık-Yeşilyazı dolaylarında ve Munzur Gözelerinden 1.5 km. aşağıda Munzur Suyunun iki yanında yer yer bölgenin karakteristik ağacı olan huş meşceresi bulunur. Ülkede ender bulunan ağaç türlerinden olan huş, akarsu kıyılarında güzel gövde yapmakta ve bitki örtüsü zenginliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.



Pülümür Çayı Vadisi

Avcı Dağlarının eteklerinden doğan ve Tunceli merkezinde Munzur Suyuna katılan Pülümür Çayı, kar sularıyla ve çok sayıda dere ile beslendiği için suyu boldur. Tunceli-Pülümür karayolunun yaklaşık 20 Km. kuzeyinden başlayarak Pülümür'e kadar genelde dar ve dik bir vadide akan çayın iki tarafı zengin orman örtüsünün yanı sıra şelaleler, kayalık yamaçlar ve kanyonlardan oluşan vadi doğal veriler bakımından oldukça zengindir.Kutudere-Kırmızıköprü arasında Pülümür Vadisinin derinleştiği kesimlerde, sık sık vadi yamaçlarından akarak Pülümür Çayına ulaşan çok sayıda şelaleye rastlanmaktadır. Bunlar arasında Zenginpınar (Zağge) Şelalesi ve Ağlayan Kayalar sularının bolluğu, doğal çevre ve peyzaj bakımından öne çıkmaktadır.

Peri Suyu Vadisi


Tunceli'nin doğu sınırını oluşturan Peri Suyu, güneybatı yönünde akarak Keban Baraj Gölüne dökülmektedir. Peri Suyu Vadisinin Tunceli'ye sınır oluşturduğu kesimlerde çok dar ve dik olmamakla birlikte orman varlığı ve doğal çevre özellikleri bakımından zengindir. Kar sularıyla beslendiği için yaz aylarında da suyu bol olan Peri Suyunun Dedebağ-Bağın Kaplıcasının kuzey ve güney kesimlerinde vadinin dar ve kıvrımlı, suyun coşkun ve debisinin güçlü olduğu 3-4 km.lik kısmı, rafting açısından elverişli potansiyele sahiptir.



Mercan Deresi Vadisi


Avcı Dağlarının batı yamaçlarından doğan Mercan Deresi, Ovacık ilçe merkezinin doğusunda Munzur Suyuna karışmaktadır. Mollaalilerin kuzeyinde, Munzur Dağları ve Avcı Dağlarının arasında dik ve derin bir vadide akan Mercan Deresi, yüksek dağlardan beslendiği için suyu boldur. Berrak ve temiz sularında yaşayan alabalıkları meşhurdur. Sportif balıkçılık için elverişli olan Mercan Deresinin büyük bir kısmı Munzur Vadisi Milli Park sınırları içerisinde kalmaktadır

Tahar Çayı Vadisi


Kırklar Dağından doğan ve Kırklar Çayından beslenen Tahar Çayı, Çemişgezek ilçesinin batısından geçerek Keban Baraj Gölüne dökülmektedir. Yüksek dağlardan beslenmediği için, taşıdığı su miktarı kaynak sularına ve mevsim yağışlarına bağlı kalmaktadır. Tahar Çayı Vadisi bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Çay kenarlarında çok çeşitli ağaç türlerinin oluşturduğu doğal bitki örtüsü, piknik yapmak ve kamp kurmak için elverişli bir ortam yaratmaktadır. Ayrıca çayın genişlediği ve suyun durgunlaştığı kesimlerde yaz aylarında yüzmek olanaklıdır. Tahar Çayının ilçe merkezinin kuzeyinde kalan kesimleri ve Keban Baraj Gölüne yakın kesimleri, sportif balıkçılık yönünden uygun yerlerdir.





GÖLLER

Doğal Göller:

Munzur Dağları ile bu sıranın alt birikimlerini oluşturan Mercan, Avcı, Karasakal Dağları üzerinde ve Bağırpaşa Dağının doruklar bölgesinde, buzul yataklarının ve çöküntü alanlarının suyla dolması sonucunda oluşmuş küçük buzul gölleri ve krater gölleri vardır. Turizm açısından önem taşıyan bu göller Karagöl, Koçgölü, Şer Gölü, Dilincik Gölü, Çimli Gölü, Mercan Gölleri, Katır Gölleri ve Buyer Baba Gölleridir.





MUNZUR VADİSİ MİLLİ PARKI


Tunceli-Ovacık arasında uzanan Munzur Vadisinde, 42.000 Hektarlık bir alan 1971 yılında Milli Park olarak ilan edilmiştir. Türkiye'nin en büyük milli parklarından biri olan "Munzur Vadisi Milli Parkı", Tunceli kent merkezine 8 Km. uzaklıkta başlayıp, vadi boyunca Munzur Dağlarına kadar uzanmaktadır. Kuzeyde 3300 metreye kadar yükselen Munzur Dağları, Mercan ve Munzur Suyu vadileri tarafından parçalanmıştır.

Bu bölgenin milli park olarak ilan edilmesinde etken olan veriler, başta akarsu kaynakları ve gözeler olmak üzere zengin doğal veriler, endemik bitki türleri ve yöreye özgü hayvan türleri ile zenginleşen bitki örtüsü ve yaban hayvan varlığıdır.



Munzur Suyu ve Mercan Deresinde yaygın ve yoğun olarak bulunan yöreye özgü nadir alabalık türleri ile çengel boynuzlu ve bezuvar adlarıyla bilinen iki tür dağ keçisi ile av kuşlarından ur kekliği yabanıl yaşamın yöreye özgü değerlerini oluşturmaktadır. Milli parkın kuzeyinde, Munzur Dağlarının üzerinde 2000-3000 metrelik zirvelerde yer alan krater gölleri, Ovacık düzlüğünde kaynayan gözeler ve kanyonlar ile vadi boyunca dökülen şelaleler parkın doğal değerlerini zenginleştirmektedir. Milli parkın her köşesinden eşsiz doğal görünüm ve tüm yabanıl yaşam kolaylıkla izlenebilmektedir. Bu özellikleriyle Munzur Vadisi, gerek rekreasyonel etkinlikler, gerekse doğa araştırmaları için turizme yönelik çok önemli potansiyel taşımaktadır.

Bitki örtüsü bakımından çok zengin olan Munzur Vadisi Milli Parkı florasında, 1518 çeşitli bitki kayıtlı olup, bunlardan 43 çeşidi Munzur Dağlarına, 227 çeşidi Türkiye'ye endemik türlerden oluşmaktadır. Munzur Dağlarından başka hiçbir yerde bulunmayan endemik bitkiler arasında Çan Çiçeği, Erzincan Kirazı, Bindebirdelik Otu, Munzur Kekliği, Munzur Düğün Çiçeği, Dağ Çayı, Munzur Dağı Oltu Otu ve Menekşe sayılabilir. Ovacık ilçesiyle Munzur gözelerinden 1.5 km. aşağıda Munzur Suyunun iki yanında bölgenin karakteristik ağacı olan huş meşceresi bulunmaktadır. Ülkemizde ender bulunan ağaç türlerinden olan huş, bu bölgede su kenarında güzel gövde yapmakta ve bölgenin florasına önemli bir katkı sağlamaktadır. Milli Parkta hâkim ağaç türü meşe ve çeşitli türleridir. Tepeler ve yamaçlarda kayalık olmayan yerler meşe ormanları ile kaplıdır. Vadi tabanında ve su boylarında karışık olarak karaağaç, akağaç, kızılağaç, dişbudak, çınar, asma, huş, ceviz, yabani fındık, kavak, söğüt ve çalı türlerinden oluşan zengin bir bitki örtüsü bulunmaktadır. Alt flora, meşelerin koru niteliğinde olduğu yerlerde zengin durumdadır. Dağların sarp ve dik yamaçları tamamen çıplaktır.

Munzur Vadisi Milli Parkında doğal çevre yaban hayvanları için elverişli bir ortam sunmaktadır. Çengel boynuzlu keçi ve bezuvar isimli iki tür dağ keçisi ile av kuşlarından ur kekliği gibi yaban hayvanları bu yöreye özgü ilginç ve nadir türlerdir. Munzur Vadisi ve çevresi av hayvanları bakımından oldukça zengin sayılır. Milli Parkta kurt, tilki, sansar, ayı, vaşak, su samuru, porsuk, sincap, tavşan, yaban domuzu ve yaban keçisi bulunmaktadır. Mağaralarda ve kaya kovuklarında yaşayan boz ayı, Munzur yaban hayatının önemli büyük memelilerinden biridir. Bölgenin diğer büyük memelileri orman içerisindeki kayalıklarda yaşayan vaşak, yaban domuzu ve kurt'tur. Kuş türleri bakımından da oldukça zengin olan Milli Parkta yırtıcı kuşlardan kartal, akbaba, doğan,şahin,atmaca,kerkenez,delice,çaylak nadir türlerden ise kaya kartalı bulunmaktadır. Gece yırtıcılarından puhu, baykuş ve yarasa yaygın türlerdendir. Milli Parkta bulunan diğer kuş türleri arasında keklik, çil keklik, toy, mezgeldek, turna, bıldırcın, çulluk, üveyik, tahtalı ve kaya güvercinleri, bazı ördek türleri ve ender olarak da kaz bulunmaktadır.

MESİRE YERLERİ
Munzur (Ovacık) Gözeleri, Halbori Gözeleri, Zenginpınar (Zağge) Şelalesi ve Mesiresi, Dereova Şelalesi, Kutudere Mesire Yeri

KAPLICA VE İÇME KAYNAKLARI
Dedebağ (Bağın) Kaplıcası, Anafatma Kaplıcası, Aşağı Doluca (Harik) Kaplıcası, Karaderbent Köyü Kaplıcası, Sütlüce (Harçik) İçmecesi




TARİHİ YERLER






PULUR HOYÜGÜ


Çemis Ilçesi'nde bulunan Höyük'te 1968 yılında yapılan kazılarda Tunç çağına ait kalıntılara rastlanmıştır.Toplu evlerden meydana gelen Höyük'teki evler tas kerpiç'ten yapılmıştır. Dibek ve tas kabartmalara rastlamıştır. İslenmemiş demir ve krom bulunmuş olup I.Ö. 3000 yıllarına ait kalıntılar olduğu anlaşılmıştır.

YELMANIYE CAMİİ

Çemişgezek İlçesindedir.Cami XIV yy.da Timur'a bağlı bir Türkmen Beyi olan Taccettin Yalmak tarafından yapılmıştır. Kesme taştan yapılan eser sonradan onarılmıştır. Giriş kısmi geometrik şekillerle islenmiş taslardan yapılmıştır. Çini ve tas sanatının beraber kullanılmasıyla yapılan eser , Selçuklularla Osmanlı sanatı arasında bir geçiş sanatını yansıtır. Camide kemerli sutunlar mevcuttur.

YENIKÖY HÖYÜGÜ

Çemişgezek İlçesindedir. Keban Baraj Gölü altında kalan LalusagiKöyü yakınında bulunan ve "Gâvur höyük" adıyla bilinen Höyük'tür. Yapılan kazılarda Roma ve Bizans devrine ait kalıntılara rastlanmıştır. Tunç Çağına ait buluntular yanında, islenmiş bazı madenlere rastlanmıştır.






IN DELIKLERI: (Derviş Hücreleri)

Çemişgezek İlçesinin batısında bulunan İn delikleri (Derviş Hücreleri) çok sayıda, odalardan meydana gelmiştir. Odalardan birbirine geçiş yeri vardır. Halen tahta bir merdivenle çıkılarak İn Delikleri gezilmektedir. Oyma sanatına kullanılan Tarak odalar yapılmıştır.

UZUN HASAN TÜRBESİ

Çemişgezek Ilçesi'nde merkezin içinde ki bir kayanın üzerindedir. 1572 yılında iki katli kesme tastan yapılmıştır. Kapı ve sütunları sade bir görünüme sahiptir. Küçük pencereli olan yapı, piramit çatı ile örtülüdür.

HAMAMI ATIK (Eski Hamam)

Çemişgezek İlçesinde çarsı içinde bulunan yapının giriş bölümünde Türkçe ve Arapça yazılar mevcuttur. XV.yılında yapılmış olup XVIII.yy.da onarılmıştır. Yöreyi elinde bulunduran Akkoyunlu'lar tarafından yapılmıştır. Kesme ve moloz taşla tuğla karışımı yapılan hamamın küçük bir giriş yeri olup içerde küçük kubbeler halinde bölümler yapılmıştır. Üzerindeki Türkçe yazi1762 yılında onarımı yapan Hacı Ali Ağa’ya aittir.

ÇEMİŞGEZEK KÖPRÜSÜ

İlçeden yaklaşık 3 km. uzakta olup tek kemerden oluşmuştur.1902 yılında onarılmıştır.Selçuklular dönemine aittir.








ULUKALE CAMİİ

Çemişgezek ilçesi'ne bağlı Ulukale Köyünde bulunan cami 1793 yılında Diyarbakır Valisi Yusuf Paşa tarafından yapılmıştır.Camiye sonradan cemaat yeri eklenmiştir.Osmanlı dönemine aittir.

MEYDAN ÇEŞMESİ

Çemişgezek Ulukale Köyündedir.166.yy.da yapılmış ve çevresine sivri kemerler yerleştirilmiştir.Çeşme,kesme taştan yapılmış ve önünde bir yalak mevcuttur.

FERRUH-ŞAD BEY TÜRBESİ

1551 yılında yöreye hakim olan Ferruh Şad Bey için kesme taştan yapılmıştır.Köyün yakınında olup sekizgen şeklinde olan duvarında al taşlardan bir kuşak yer alır.

MAZGİRT KALESİ

Mazgirt İlçesi yakınında bulunan kalenin üst kısmında halen bazı yapılar mevcuttur.Kaleye bir mağaradan gidilir.Mağaranın Önünde taştan yapma merdivenler mevcuttur.Surlar

ELTİ HATUN CAMİİ


Mazgirt İlçesi'ndedir. Caminin kuzeyindeki çeşmede bulunan yazıya göre 1250 yılında yapılmıştır. Güneyinde altıgen mihrap çıkıntısı olup caminin giriş kısmı sade bir görünümdedir. Cemaat yerinde iç içe bulunan taç kapı vardır.









ELTİ HATUN TÜRBESİ


Mazgirt İlçe merkezinde bulunan türbe yaklaşık 20 m yükseklikte huni biçiminde yuvarlak bir binadan ibarettir. İçinde Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın annesi ve küçük kardeşinin türbesi bulunur.

ÇOBAN BABA TÜRBESİ


Mazgirt İlçe Merkezinin doğu kısmında mezarlık olarak bilinen yerdedir. dikdörtgen şeklinde kesme taşlardan yapılan binanın üzerine koni şeklinde iki çatı yerleştirilmiştir.

KALE KÖYÜ KALESİ
Mazgirt'in kale köyünde bulunan kalenin giriş kapısında çivi yazıları bulunur. kalenin altındaki taşlar oyularak bir tünel yapılmıştır. içinde odalar bulunur ayrıca taşlar oyularak harman şeklinde bir meydan yapılmıştır. Kalenin İ.Ö yy. Urartular devrinde n kaldığı sanılmaktadır.

BAĞİN KALESİ

Mazgirt İlçesi Dedebağ (BAĞİN) köyü yakınındadır. Giriş kapısında yapılan merdivenle kalenin içine girilir. İçerde taşlar oyularak yapılan büyük bir oda mevcuttur. Kalenin çevresindeki surlar zamanla tahrip edilmiş , çok az bir kalıntı mevcuttur. İ.Ö 9 yy.da yöreye hakim olan Urartulara aittir.

ANBAR KÖYÜ KALESİ

Merkez İlçeye bağlı Anbar Köyü'nde bulunan kalenin çevresinde iki minare bulunur. Giriş kapısı taşların oyulmasından yapılmış olup iç içe üç odası mevcuttur. kalenin çevresinde sulama kanallarının kalıntıları ve üst kısmında taştan oyulmalarla havuzlar yapılmıştır. kalenin güneybatısında ayrıca taştan oyma bir oda mevcuttur.

PERTEK KALESİ

Pertek İlçesi yakınındadır. Keban Baraj Gölü yapılmadan önce Murat Nehrinin kıyısında sivri bir kayanın ucunda bulunan kale bugün etrafı sularla çevrili bir ada görünümündedir. kuzeyinde bulunan kapısından kalenin içine girilir. kalenin içinde bir sarnıç ve bina yıkıntıları mevcuttur.

KİLİSELER


Pertek ilçesi Til köyünde bulunan Kiliselerden Süryani kilisesi kesme taştan yapılmış olup , Yunan Haçı planındadır. Kilise 21 yy.da yapılmıştır. Aynı yörede bulunan Ermeni Kilisesi 18 yy.da yapılmıştır. Yapı kesme ve moloz taş karışımıdır.

AŞAĞI (ÇELEBİ ALİ) CAMİ

Pertek İlçesindedir. 1570 yılında yapılmıştır. Kesme ve moloz taştan yapılan caminin tek kubbeli ana mekanından başka üç kubbeli cemaat yeri bulunur. Batısında eyvanlı çeşme , yanında da minare vardır. Yapı iki renkte kesme taştan yapılmıştır. cami eski Pertek'ten yeni Pertek merkezine taşınmıştır.

YUKARI (BAY SUNGUR) CAMİİ


Pertek İlçesindedir. Aşağı caminin planında olan cami 1572 yılında yapılmıştır. özenli bir taş işçiliği gözlenir. pencereler sivri kemerle çevrilmiştir. tek kubbeli anan giriş yeri ve üç kubbeli ana cemaat yeri mevcuttur. Son cemaat yeri ve minaresi iki renkli taştan yapılmıştır.

SAĞMAN CAMİİ

Pertek İlçesi'ne bağlı Sağman köyü'nde bulunan camii , Çemişgezek yöresine hakim olan Pir Hüseyin Bey'in torunu Salih Bey tarafından 1555 yılında yapılmıştır. Taç kapıdan dörtgen şeklindeki anan mekana girilir. Minareye caminin dışından çıkılır. renkli taşlardan yapılmıştır.

SAĞMAN KALESİ


Pertek İlçesi Sağman Köyü'nde sarp bir tepenin üzerinde yapılmıştır. Kule ve sur kalıntılarına günümüzde rastlanır. Kalenin kimler tarafından yapıldığı konusunda her hangi bir kaynağa rastlanmamıştır. .

GELİN MAĞARALARI VE HATUN KÖPRÜSÜ

Pülümür İlçesi'ne varmadan yatılı İlköğretim Bölge Okul yakınlarındadır. oyma taş sanatı ile yapılan mağaralardan merdivenler de yapılmıştır. Aynı yörede Pülümür Çayı üzerinde Hatun Köprüsü olarak bilinen bir köprüde mevcuttur. Bu Köprü, Pülümür Çayı'nın en taşkın zamanında bir sürü köprü yıkıldığı halde çok eski bir yapı olmasına rağmen yıkılmamış ve günümüze kadar özelliğini kaybetmemiştir.






GELENEKSEL EL SANATLARI

Geleneksel el sanatları arasında en yaygın olanlar halı, kilim, cicim ve palaz dokumacılığı, dericilik ve çanak-çömlek yapımıdır. Günümüzde halı ve kilim dokumacılığı ilçe merkezlerinde; çanak-çömlek yapımı ise daha çok köylerde yaygındır. Bunu yanı sıra, Dericilik, Ağaç Oyma - Ahşap İşçiliği gibi el sanatlarda yaygındır.









Dersim mutfağı

Oldukça zengin yemek kültürüne sahip olan Dersimin yöresel yemekleri arasında Zerefet ( Babiko ), Sirekurt , Sirepati , Keşkek, Kavut, Patila unlu yemeklerine örnek verilebilir. Yöreye özgü bitki ve sebze yemeklerinden, Gulik Yemeği, Mantar Yemeği, Döğme Çorbası, Döğme Pilavı, Gulik Çorbası, Guriz Yemeği ile kurutulmuş sebze yemekleri sayılabilir. Geleneksel yöresel tatlılar arasında Helva, Dut Tatlısı, Aşure, Pancar tatlısı, Kabak Tatlısı, Heside (sulandırılmış Dut pekmezi, un ve tereyağı) ile baklava yer almaktadır.




alintidir
Paylas

Konu boranjudge tarafından (24-04-2007 Saat 19:15 ) değiştirilmiştir. Sebep: resim linklerinin düzeltilmesi..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yandaki üye(ler) bu mesajindan dolayi CEMO_62 üyemize tesekkür ettiler
CAN_62 (26-06-2010)
Alt 23-04-2007, 16:01   #2
Dost
HAWIN_ZEL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Nov 2006
Bulunduğu yer: kimse bilmez nereli oldugunu?
Mesajlar: 1.338
Tesekkür: 0
25 mesajina 33 kez tesekkür edildi
 HAWIN_ZEL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

emegine saglik dost ben icinde bulundugum icin herseyini biliyorum ama bilmeyen ve gormeyen icin harika bir anlatim olmus..
__________________
SENI ANLAMAK YASMAKTIR
SENI YASAMAK
AMANSIZLIGA KAVGA VE POSTAL SESLERI ARASINDA
DIRENGENLIGE DURMAKTIR
SENI BILMEK YASAMI BILMEK
SILAH OMZUNDA TOPRAGA DUSMEKTIR
SENI ANLATMAK EYLULU GUNLERI GECMISE YOLAMAKTIR`



BANA MAVI ETIKETLI BIR RAKI GETIR
DIYARBAKIR’DAN BIR AVUC TOPRAK
BİTLİS’TEN BIR TUTAM TÜTÜN
AVUCLARINDAN İÇECEGİM
BIR TAS SU GETIR MUNZUR’DAN
BANA ISTANUL’DAN BIRAZ LODOS
MALATYA’DAN SARI KAYISILAR GETIR
BANA KENDINIDE GETIR MEMLEKETIMDEN
SENINLE BIRLIKTE GETIR MEMLEKETIMI
..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-04-2007, 17:41   #3
Banlanmış Üye
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 555
Tesekkür: 0
5 mesajina 7 kez tesekkür edildi
 kenan_412 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

çok saol tşk ler ellerine saglık
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-04-2007, 22:33   #4
Dost
CEMO_62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 123
Tesekkür: 18
16 mesajina 30 kez tesekkür edildi
 CEMO_62 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

Siz sagolun dostlar. omrumun sonuna kadar orada yasamak isterdim ama nerde ? illede vatan...
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-04-2007, 08:11   #5
Dost
mnoocalan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: ANKARA
Yaş: 36
Mesajlar: 4.642
Tesekkür: 113
100 mesajina 133 kez tesekkür edildi
 mnoocalan isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

çok güzel bir paylaşım yüreğine sağlık
__________________
Kayıp kentin güzel insanı
Rüzgar esermi sizin oralarda?
Ve
Umut türküsü söylenirmi
Sevda misali?
Yada buradan sesimiz duyulurmu
Bir SELAM desek dosta...
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-04-2007, 08:12   #6
Onursal Dost
boranjudge - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2006
Bulunduğu yer: Yer yüzü
Mesajlar: 1.600
Tesekkür: 0
15 mesajina 19 kez tesekkür edildi
 boranjudge isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

Alıntı: mnoocalan Nickli Üyeden Alıntı | Mesajı göster
çok güzel bir paylaşım yüreğine sağlık

katılıyorum dostum çok güzel bir paylaşım olmuş
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 24-04-2007, 12:32   #7
Dost
Üyelik tarihi: Jan 2007
Bulunduğu yer: heryer
Yaş: 25
Mesajlar: 344
Tesekkür: 0
0 mesajina 0 kez tesekkür edildi
 gargut62 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

Alıntı: hawin_zel Nickli Üyeden Alıntı | Mesajı göster
emegine saglik dost ben icinde bulundugum icin herseyini biliyorum ama bilmeyen ve gormeyen icin harika bir anlatim olmus..

al bendende okadar
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 25-04-2007, 08:56   #8
Dost
kızılırmak_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: dostun sayfası
Mesajlar: 881
Tesekkür: 1
19 mesajina 21 kez tesekkür edildi
 kızılırmak_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

paylaşımına teşekkürler emeğine sağlık
__________________



Hayata Deger Bir Yasam
Sevmeye Deger Bir Ask
Dostluga Deger Bir Arkadasliktan
ASLA VAZGEÇME...
Ne Eksik Ne Fazlasini Ara
Ve Seni üzenle Asla Ugrasma!!!
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 25-04-2007, 15:54   #9
Yeni Üye
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: 35½ ama yüreği dersimde
Mesajlar: 19
Tesekkür: 0
1 mesajina 1 kez tesekkür edildi
 duygu_62 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

emeğine sağlıkk grçektenn çokk guseL teşekürler..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 26-04-2007, 16:32   #10
Yeni Üye
Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 16
Tesekkür: 8
1 mesajina 3 kez tesekkür edildi
 seyduna58 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Standart

haq tora razı bo.
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiTweet this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
dersim, tarihi

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dersim'den Fotoğraflar SERHAD Illerimiz 73 16-08-2009 11:36
SOSYAL SİGORTALAR KANUNU-6.Bölüm(son) gz_antepli T.C. Kanunları 0 18-10-2007 11:07
"Niçin FB'li olunmaz ?.. METUDA Komik Yazilar 23 10-06-2007 14:48
dersim oy dersim mnoocalan Kaynakli Siirler 2 09-04-2007 12:52


Tüm Zamanlar GMT +1 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:57.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2

Modified by HAKANDOST
eXTReMe Tracker

Check PageRank


Valid XHTML 1.0 Transitional