![]() |

|
|
#1 |
|
Onursal Dost
Üyelik tarihi: May 2006 Bulunduğu yer: pazarcik Yaş: 25 Mesajlar: 2.217 Tesekkür: 3 53 mesajina 98 kez tesekkür edildi
|
Yılmaz Güney, (1 Nisan 1937, Adana - 9 Eylül 1984, Paris) dünyaca ünlü Türk yönetmen, sinema oyuncusu, senarist ve öykü yazarıdır.Ayrıca devrimci kişiliği bu şahsın sürgün olmasına neden olur.
Paylas
siteadi.com - Yılmaz Güney Yıl Film Ödüller 1971 Ağıt 3. Adana Film Festivali En iyi 3.film 1971 Umutsuzlar 3. Adana Film Festivali En iyi yönetmen, En iyi senaryo, En iyi erkek oyuncu 1975 Endişe 12. Antalya Film Festivali En Başarılı Film - En Başarılı Yönetmen - En Başarılı Senarist - En Başarılı Görüntü Yönetmeni - En Başarılı Erkek Oyuncu (Erkan Yücel) 1971 Kayıp 3. Adana Film Festivali Altın Palmiye ödülü Filmleri 1. Duvar (1983) 2. Yol (1982) 3. Sürü (1978)(Senarist) 4. Arkadaş (1974) 5. Zavallılar (1974) 6. Baba (1973) 7. Ağıt (1971) 8. Umutsuzlar (1971) 9. Acı (1971) 10. Vurguncular (1971) 11. İbret (1971) 12. Kaçaklar (1971) 13. Yarın Son Gündür (1971) 14. Canlı Hedef (1970) 15. Umut (1970) 16. Piyade Osman (1970) 17. Yedi Belalılar (1970) 18. Aç Kurtlar (1969) 19. Bir Çirkin Adam (1969) 20. Pire Nuri (1968) 21. Seyyit Han (Toprağın Gelini) (1968) 22. Bana Kurşun İşlemez (1967) 23. Benim Adım Kerim (1967) 24. At Avrat Silah (1966)
__________________
![]() ![]()
|
|
|
|
#2 |
|
Yeni Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006 Bulunduğu yer: Bilinmiyor Mesajlar: 42 Tesekkür: 0 0 mesajina 0 kez tesekkür edildi
|
Onun için kurulacak çok cümlem var. Ama hepsi anlamsız onun varlığının ve bıraktığı izin ardından...
Sağol paylaştığın için... |
|
|
|
#3 |
|
Yeni Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006 Bulunduğu yer: Bilinmiyor Mesajlar: 42 Tesekkür: 0 0 mesajina 0 kez tesekkür edildi
|
Kendisine ait 3 şiir...
1-
Canım, Sevdiğim, Yüreğim... Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin... Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan... Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır... Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata... Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde. 2- Eskiden bilmezdim yalnızlığı Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında Bir çiçek kendi dalında Eskiden bilmezdim yalnızlığı Yalnızlığın içinde Şimdi yalnız, yalnız mıyım Kopuk muyum dalımdan Uzağında mı kaldım ormanın Eskiden bilmezdim yalnızlığı Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında Bir çiçek kendi dalında Eskiden bilmezdim yalnızlığı Yalnızlığın içinde Şimdi yalnız, yalnız mıyım Kopuk muyum dalımdan Uzağında mı kaldım ormanın 3- Hayat bize mutlu olma şansı vermedi Biz kendimizden başka Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz, Acısını acımız yaptık. Çünkü Dünya'nın öbür ucunda, Hiç tanımadığımız bir insanın Gözyaşı bile içimizi parçaladı... Kedilere ağladık Kuşların yasını tuttuk. Yüreğimizin yufkalığı Kimi zaman hayat karşısında Bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir İnsanın insana yanması Sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep Üzüldüm, hep yandım.. Yaşamak ne güzeldir be sevgili Sevinerek, severek, sevilerek, Düşünerek... ve o vazgeçilmez sancılarını Duyarak hayatın |
|
|
|
#4 |
|
Yeni Üye
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006 Bulunduğu yer: Bilinmiyor Mesajlar: 42 Tesekkür: 0 0 mesajina 0 kez tesekkür edildi
|
ÖLÜM BENİ ÇAĞIRIYOR
Beni niye öldürdün G. Seni sevmek için Yaşamak istiyorum... Çoktandır özlediğim yanık saman kokulu bu toprak üzerinde dalıp kalmışım.Uyuyor muyum; yoksa rüya mı görüyorum. Bilmiyorum.. Serin bir gölge. Kafamda 12 tonluk Bussinglerin korkunç gürültüsü. Bir şeyler düşünmek istiyorum. İki şeyi bir araya getiremiyorum bir türlü. Düşüncelerim hep uçuyor. Biri daha uçtu. Yaprakları dökülmüş kuru bir dala takıldı kaldı. Ağacı salladım, salladım. Düşüremedim. Sonra, düşünüm testi olup düşüverdi. Kırıldı. İçinden bir kız çıktı. Kızıl mısır püskülü gibi parlak, yumuşak saçları vardı. Gözleri mavi mi, yoksa yeşil mi? Gözünün rengini bir türlü bulamıyorum. Kızın saçları ıslanmış. Göz yaşlarımdandır, diyorum. Ayağa kalktı. "Benden ne istiyorsun?" dedi. Gülmeye çalıştım. Dudaklarımı oynatmak istedim. Dudaklarım donmuş. Kulaklarım oynuyor. Burnuma bir sinek kondu. Sonra, burnumdan içeri girdi. Gıdıklandım. Düşünümdeki kız, "Beni bırak gideyim" dedi. "Yarın sayım var." Kızın rengini bilmediğim gözlerine baktım. "Git" dedim. "Git. Elini kolunu tutan yok ya." kız gitti. Arkasından baktım. Kızın ne güzel saçları vardı. Sonra, testinin, her biri bir tarafa gitmiş parçalarına bakıyorum. Kırık parçaları toplayıp eski haline sokmak istiyorum. Koca bir parça eksik. Yerini dolduracak şey bulamıyorum.. Karmakarışık sesler duyuyorum. Biri, göğsünü göstererek: "Burdan girmiş, burdan çıkmış," diyor. Ne bu girip çıkan? Memlekette trafik yok mu? Bilmiyorum. Başka biri: "Ciğerlerini parça parça etmiş," dedi. Bir uğultu duydum. Biri kulağımı kesiyordu.. Kulaklarımı aldı, cebine koydu. "Hatıra!" dedi. Herif, tam da seçti hatıra olacak şeyi. Ondan, ne duyarsa gelip bana söyler.. Başka biri saçlarıma baktı: "Saçları da esaslı," dedi. Ya herif kızılderiliyse. İlk işi saçlarımı kökünden söküp çadırına asmak olacak. Ya bir çingene çıkar da: "Derisini de ben alacam, iyi davul olur," derse. Kalkmak istiyorum. Yere kazıklamışlar sanki. Beyaz boyalı bir otomobil geldi. Üzerinde bir şeyler yazılı. Yazıları okumak istiyorum. Okuyamıyorum. Okumayı unutmuşum. Oysa ki ben liseyi, lise de beni bitirdi. Üstümdeki kazıkları çıkarıp beyaz boyalı otomobile bindirdiler.. Bir vınlama ortalığı birbirine kattı. Bana ne olmuştu da bu otomobile bindirdiler. Bilmiyorum. Penceresi, kapısı, tavanı olduğuna göre burası oda. Burada düşünülerimden başka her şey beyaz. Bir de, şu kızın gözleri beyaz değil. Ağzıma bir şey soktular. Ne soktuklarını bilmiyorum. Salt biri "Yuttu be.." dedi. Gözlerimi tavana diktim. Bir ışık yandı. Ortalık sarı bir ışığa boğuldu. Bakışlarım tavanı deldi. Tâ.. gökyüzünde bir yıldıza çarptı. Yıldız kaydı. Arkasından hiçbir iz bırakmadı. Öbürleri yine ıpıl ıpıl.. Tam yıldızın altındaki köyde, bir erkek, bir kadına: "Bak Haçça" dedi. "Yıldızgaydı." Haça, kayan yıldıza baktı. Kafasını salladı. "Biri öldü desenen," dedi. Kayan yıldız benmişim.. İnsanın kendi yıldızını bilmesi ne iyi şey.. Teliim ona bakar. Günün birinde yıldızı kayarsa: "Vay canına, ben öldüm," der ve düşer ölür.. Yıldızım, bulunduğum yerin damına düştü. Birden kapı açıldı. İçeri anam girdi. Üzerime abandı. Ağladı, ağladı... "Yavrum" dedi. "Yavrum," başka demedi, bayıldı. Bana ne oldu. Gözlüklü biri, gözlerimi kapadı. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Beyazlara sarmışlardı beni. Sonra bir sandığa koydular. Sandığı iyice kapadılar. Güldüm. "Korkma, kaçmam," dedim. Biraz sonra siyah bir otomobile bindirdiler. İşler, amma da ters gidiyor ha. Daha demin miydi neydi, beyaza bindik, şimdi siyaha.. Olur mu bu? Hem ben Fenerbahçeliyim. Oysa ki şimdi Beşiktaşlı oldum... Bir müddet gittik. Sonra durduk. Kapı açıldı. Hop deyip, aldılar sandığı. Gözleri yaşlı bir sürü insan arasından geçirdiler. Evvelce kazılmış bir kuyuya attılar. Üzerime toprak atmaya başladılar. Nasıl da bilirler toprağı sevdiğimi.. Yo.. yo.. bu kadarı çok. Sonra nefes alırken zorluk çekerim.. Söylediklerimi duymadılar. Ellerini havaya kaldırıp bir şeyler mırıldandılar. Yağmur için dua ediyorlar diye düşündüm. Sonra çekip gittiler. Hey.. nereye gidiyorsunuz? Sağır mısınız? Söylediklerimi duymuyor musunuz? Ya.. ben size demedim mi, nefes alırken zorluk çekerim diye.. Arkalarından bağırdım, çağırdım, duyuramadım. Kalkıp arkalarından koşmak için davrandım.. Kafam sert bir şeye çarptı. "Ha.." dedim. "Demek ben ölmüştüm." Buranın ne penceresi, ne de dikiz geçilecek bir yeri var. Yaşadığım yerler bambaşkaydı. Biri geldi yanıma. "Hoş geldin" dedi. "Biraz sonra giriş muamelen yapılacak." Bu arada baş ucumda bir kız belirdi. Gözleri ağlamaktan şişmişti. Hala da ağlıyordu ya.. Kızın yaş dolu gözlerine baktım. "Ağlama artık" dedim. "Bilirsin, ağlayanları hiç sevmem. Hem ağlanacak ne var ki bunda. Ölüm işte.. Ağlasan geri gelecek değilim ki. Zaten gelmek istesem bile, buradan bırakmazlar. Giriş muamelem yapılıyormuş. Sen de git. Sevdiğim bütün insanların yaptığı gibi, sen de git Ölüler sevilmez artık. Ölenlerin arkasından salt söylenir. Benim söylenenecek bir şeyim yok ki.. Neyse uzatma da git. Beni yalnız bırak.. Senden bir ricam var. Gözlerim G.'de kaldı. Ona söyle gözlerimi göndersin. Hadi git.." Yılmaz Güney |
|
|
|
#5 |
|
Onursal Dost
Üyelik tarihi: Sep 2006 Bulunduğu yer: Yer yüzü Mesajlar: 1.600 Tesekkür: 0 15 mesajina 19 kez tesekkür edildi
|
Alıntı:
Senden bir ricam var. Gözlerim G.'de kaldı. Ona söyle gözlerimi göndersin.
devrim G. demekle ne demek istemiş acaba bir fikrin varmı sanırım bu sorduğum sorunun cevabıda etkileyicidir fakat kelimeyi tamamlamak lazım acaba eşine istinaden mi sarf etmiş. diğer tüm yerleri okudum oldukça etkileyici bir hikaye yazmış. |
|
|
|
#6 |
|
Dost
![]() Üyelik tarihi: Jan 2007 Bulunduğu yer: heryer Yaş: 25 Mesajlar: 344 Tesekkür: 0 0 mesajina 0 kez tesekkür edildi
|
ellerinize saglıkk
|
|
![]() |
| Etiketler |
| güney, yılmaz |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yılmaz Güney.. | pınar09 | Sanatçilarimiz, Ozanlarimiz , Sairlerimiz | 7 | 21-01-2008 07:50 |
| Yilmaz Güney | METUDA | Sanatçilarimiz, Ozanlarimiz , Sairlerimiz | 5 | 11-11-2006 17:56 |